Termodinamik | Nisan-2022 | Sayı: 356

Söyleşi Dr. Neslihan Özman Hoca sayesinde oldu. Ben endüstri mühendisiyim. Sürdürülebilirlik denince genellikle çevre mühendisliği ve bağlantılı disiplinler akla geliyor. Ama biz sürdürülebilirliği; çevre mühendisliği ile diğer disiplinleri bir araya getiren, bütüncül bir yaklaşım olarak ele aldık. Sürdürülebilirlik, yeni bir kavram değil ama kapsama alanı, içine girildikçe genişliyor. Hâlâ optimal sürdürülebilirlik kavramı kapsamının kesin hatları yok. Bu çalışma sonucu karbon ayak izimiz ne oranda küçüldü? Bunun gibi sürdürülebilirlik ile ilgili yaptığımız çalışmaları sayısal olarak sunabilmemiz gerekiyor. Bunun için Life Cycle Assesment (LCA) dediğimiz metodolojiyi kullanıyoruz.Bununla Küresel Isınma Potansiyeli (GWP) gibi parametreleri ölçüp, sayısallaştırabiliyoruz. Sürdürülebilirlik grubu olarak kendimizi; Team Deeply High ekibinin son halkası olarak görüyoruz. Hem içindeyiz tüm çalışmaların, hem de son halka olarak yapılan çalışmaların sayısal değerlerini ortaya koyuyoruz.Yeri geldiğinde mimarlık, şehir planlama ve diğerler gruplarla iletişim halindeyiz. Sürdürülebilirlik ile ilgili çalışmalarımız, sadeceWuppertal’da HDU inşası ile sonlanmıyor. Bunların bir de söküm aşaması var. Tüm bu süreçlerde de sürdürülebilirliğin gözetilmesi gerekiyor. LCA’da “beşikten mezara” denilen bir terminoloji var. Bir yapının yapım aşamasından söküm aşamasına kadar çevre ile ne denli dost bir ilişki içinde olduğunuzu sayısal olarak gösteriyor. Bizim ise bundan farklı olarak “beşikten beşiğe” olarak adlandırdığımız bir yaklaşımımız var. Buna göre; bina yapılıyor, sökülüyor ve tekrar geri kazandırılıyor. Yani döngüsel olarak nesilden nesile devamlılık söz konusu. Temel farklarımızdan biri de bu. Yapılan her binanın gelecekle bir ilişkisi var. 50 yıl önce yapılan bir bina bugünün ihtiyaçlarını karşılayamayabiliyor. M. Toprak Cılızlar: Sürdürülebilirlik akımı ilk çıktığı zaman, sürdürülebilirliği üç ana ayak üzerinde oturttular. İlki ekonomik sürdürülebilirlik, ikincisi toplumsal sürdürülebilirlik ve üçüncüsü çevresel sürdürülebilirlikti. İlk dönemler ekonomik sürdürülebilirliğe odaklanılmıştı. Biz Team Deeply High ekibi olarak Kiel’de yaptığımız tasarımda bu üç ayağın dengeli kurgulanmasını amaçladık. BerkÖztürk: Bu üç ayağı birlikte ve dengeli uyguladığımızı sayısallaştırarak gözler önüne sermeyi hedefledik. İmkân olsaydı, şunu istedik: Gidelim Kiel’e, insanlara sorular soralım, Analytic Hierarchy Process (AHP) metodu ile bir anket oluşturalım ve böylece oradaki insanların yaşadıkları bölge ile ilgili önceliklerini belirleyelim. Ayni zamanda bu metot ile birlikte; yaptığımız projenin kendi önceliklerinin de, orada yaşayan insanların sosyal, ekonomik ve çevresel beklentilerine ne denli hitap edebildiğini l somut olarak ortaya koyabilelim. AHP bize; hem sayılabilen hem de sayılamayan parametreleri bir arada değerlendirme ve bunları sayısal olarak önceliklendirme imkanı sağlıyor. Umarım ileride bunu gerçekleştirerek projeye entegre edebiliriz. Dr.MuratÇakan: UrbanMining diye bir terim ortaya çıktı. Yani Şehir Madenciliği.Buna şehir eskiciliği de diyebiliriz.Bu terim bize uzak değil aslında. Mesela 20. Yüzyıl öncesinde İstanbul’da, tarihi yarımadada çıkan büyük yangınlarda yanan konakların, evlerin tamamı kül olmadığında, yapının kurtulan yerlerindeki yapı malzemeleri eskici- toplayıcı sınıf tarafından ekonomiye geri kazandırılıyordu. 20. yüzyılın son çeyreğinde bunları yapmayı bıraktık, şımardık galiba. 21.yüzyılın sonlarına yaklaşırken bu tutumun sürdürülemez olduğunun farkına varmaya TERMODİNAMİK • NİSAN 2022 69

RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==